Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), ruh sağlığı alanında en sık karşılaşılan ve bireyin yaşam kalitesini ciddi düzeyde etkileyen bozukluklardan biridir. TSSB, kişinin yaşamını tehdit eden, fiziksel bütünlüğünü sarsan ya da başkalarının ölümüne tanık olduğu travmatik bir olaydan sonra gelişir. Normalde stresli bir olay karşısında organizma, belirli bir süre sonra eski dengesine döner. Ancak TSSB’de bu denge sağlanamaz; kişi sürekli travmayı yeniden yaşıyor gibi hisseder, uyaranlardan kaçınır ve hayatının kontrolünü kaybetmiş gibi olur.

Bu bozukluk, yalnızca olayı doğrudan yaşayan kişilerde değil, travmaya tanık olan veya yakın çevresinden öğrenenlerde de görülebilir. Örneğin, bir trafik kazasını gören kişi ya da savaş bölgesinde yaşayan sivil, doğrudan yaralanmasa bile TSSB geliştirebilir. Travma sonrası ortaya çıkan bu tablo, bireyin iş, okul, aile ve sosyal ilişkilerini ciddi düzeyde bozabilir.

Psikiyatri literatüründe TSSB, ilk kez Vietnam Savaşı’ndan dönen askerlerde tanımlanmıştır. O dönem “savaş nevrozu” ya da “shell shock” gibi isimlerle anılan bu durum, 1980 yılında DSM-III ile resmi olarak tanı kategorisine girmiştir. Bugün ise yalnızca savaş değil, cinsel saldırılar, doğal afetler, iş kazaları, çocukluk çağı travmaları gibi pek çok olay TSSB’nin temel tetikleyicileri arasında yer almaktadır.


Epidemiyoloji

Görülme Sıklığı

Dünya genelinde yapılan epidemiyolojik araştırmalar, TSSB’nin yaşam boyu yaygınlığını %7–8 civarında göstermektedir. Ancak bu oran toplumdan topluma ve travmanın türüne göre değişiklik gösterir. Örneğin ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, kadınların %10’u, erkeklerin ise %5’i yaşamlarının bir döneminde TSSB geçirmiştir. Türkiye’de özellikle 1999 Marmara Depremi ve 2023 Kahramanmaraş Depremleri sonrası bölgede yapılan saha araştırmaları, TSSB oranlarının afet sonrasında %20’lere ulaştığını göstermiştir.

Cinsiyet Farklılıkları

Kadınlar TSSB geliştirmeye erkeklere kıyasla yaklaşık iki kat daha yatkındır. Bunun başlıca nedenleri arasında kadınların daha sık cinsel şiddet ve aile içi şiddete maruz kalması, hormonal farklılıklar ve toplumsal rollerin getirdiği ek stres faktörleri bulunmaktadır.

Yaş Grupları

TSSB her yaşta görülebilir. Çocukluk çağı travmaları, özellikle ihmal ve istismar, ilerleyen yaşlarda bozukluk için önemli bir risk faktörüdür. Çocuklar, travmayı oyunlarında tekrar etme, alt ıslatma, aşırı korkular ya da içine kapanma gibi yollarla dışa vurabilirler. Yaşlı bireylerde ise TSSB daha çok fiziksel sağlık sorunları ve yalnızlıkla birleşerek tabloyu ağırlaştırır.

Risk Grupları

  • Savaş gazileri ve askerler: Savaş, TSSB için en güçlü risk faktörlerinden biridir.
  • Sağlık çalışanları: Özellikle acil servis, yoğun bakım ve afet bölgelerinde çalışanlar sürekli travmatik olaylara maruz kalır.
  • Afet bölgeleri: Deprem, sel, yangın gibi felaketler sonrası TSSB oranları dramatik şekilde yükselir.
  • Şiddete maruz kalan bireyler: Aile içi şiddet, cinsel saldırı, fiziksel saldırı mağdurlarında risk daha yüksektir.

Etiyoloji

Biyolojik Faktörler

Beyin görüntüleme çalışmaları TSSB’de amigdala ve hipokampusun farklı çalıştığını göstermektedir. Amigdala tehlike algısından sorumludur ve TSSB hastalarında aşırı aktiftir. Hipokampus ise travmatik anıların “geçmişte yaşanmış” bir olay olarak arşivlenmesini sağlar; ancak TSSB’de hipokampus hacmi küçülür ve kişi olayı yeniden yaşıyormuş gibi hisseder.

Nörokimyasal düzeyde ise özellikle serotonin, dopamin ve norepinefrin dengesizlikleri söz konusudur. Bu nedenle birçok tedavi yaklaşımı, bu nörotransmiterler üzerine etkili ilaçlarla yapılır.

Psikososyal Faktörler

TSSB gelişiminde bireyin geçmiş yaşam öyküsü kritik bir rol oynar. Çocuklukta istismar, ihmal, ebeveyn kaybı yaşayan kişiler daha kırılgan hale gelir. Sosyal destek yetersizliği, yalnızlık ve güvensiz bağlanma da riski artırır.

Çevresel Faktörler

Travmatik olayın türü, şiddeti ve süresi de önemlidir. Örneğin kısa süreli bir trafik kazası ile uzun yıllar süren savaş deneyimi farklı düzeylerde TSSB riskine yol açar. Ayrıca travmadan sonra çevresel koşullar (destekleyici bir aile ortamı ya da tam tersi yalnızlık) iyileşme sürecini belirler.


Klinik Belirtiler

Yeniden Yaşantılama

TSSB’nin en karakteristik belirtisi, kişinin travmayı tekrar tekrar zihninde yaşaması, yani “flashback”lerdir. Bu anlarda birey, geçmiş ile şimdiyi ayırt edemez ve sanki olay o anda yeniden oluyormuş gibi yoğun korku, panik ve çaresizlik hisseder. Ayrıca sık sık kabus görmek, gündüz düşleri yaşamak da yeniden yaşantılama belirtilerindendir.

Kaçınma

Kişi travmayı hatırlatan tüm uyaranlardan uzak durmaya çalışır. Olayın geçtiği yere gitmez, benzer konuları konuşmaz, hatta travmayı hatırlatan kokulardan bile kaçabilir. Bu kaçınma davranışları kişinin yaşam alanını daraltır, sosyal ilişkilerini bozar.

Bilişsel ve Duygusal Değişiklikler

TSSB’de kişinin kendilik algısı da bozulur. Kişi kendini suçlu hisseder, “Ben zayıfım, başaramadım” gibi olumsuz inançlar geliştirir. Sürekli öfke, utanç ve çaresizlik duyguları yaşar. Geleceğe dair plan yapamaz, umudunu kaybeder.

Artmış Uyarılmışlık

TSSB’li kişiler sürekli tetiktedir. En ufak bir seste irkilir, uyumakta zorlanır, kabuslar görür. Dikkatini toplamakta güçlük çeker ve çoğu zaman huzursuz, öfkeli ve saldırgan hisseder.


Tanı Kriterleri (DSM-5)

DSM-5’e göre TSSB tanısı için:

  • Travmaya maruz kalma (doğrudan yaşama, tanık olma veya yakınından öğrenme).
  • Yeniden yaşantılama belirtileri (kabuslar, flashbackler).
  • Kaçınma davranışları.
  • Bilişsel ve duygusal değişiklikler.
  • Artmış uyarılmışlık.
  • Belirtilerin en az 1 ay sürmesi ve işlevselliği bozması gerekir.

Tedavi

Psikoterapi Yöntemleri

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Travmayla ilgili yanlış inançları değiştirir.
  • EMDR: Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme, TSSB tedavisinde çok etkilidir.
  • Maruz Bırakma Terapisi: Kişiyi travmatik uyaranlara kontrollü şekilde maruz bırakır.

İlaç Tedavisi

  • SSRI’lar (Sertralin, Paroksetin) ilk tercih ilaçlardır.
  • SNRI’lar (Venlafaksin) alternatif seçeneklerdir.
  • Kısa süreli anksiyolitikler eklenebilir.

Destekleyici Yöntemler

  • Mindfulness, yoga, meditasyon.
  • Egzersiz ve uyku hijyeni.
  • Grup terapileri ve destek grupları.

Önleme

TSSB’nin önlenmesi için travmadan hemen sonra psikolojik ilk yardım önemlidir. Kişiye güvenli bir ortam sağlamak, sosyal destek ağlarını devreye sokmak, afet bölgelerinde ruh sağlığı uzmanlarının görev alması, askeri personel ve sağlık çalışanlarına düzenli psikolojik destek vermek kritik rol oynar.


Prognoz

TSSB’nin seyri kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde belirtiler birkaç ayda hafiflerken, tedavi edilmeyen vakalarda yıllarca sürebilir. Erken tanı ve tedavi ile iyileşme oranı oldukça yüksektir. Tedavi edilmeyen vakalarda depresyon, anksiyete bozuklukları, alkol-madde bağımlılığı gibi ek sorunlar görülebilir.


Sık Sorulan Sorular (FAQ)

TSSB kendiliğinden geçer mi?

Çoğu durumda profesyonel tedavi gerektirir. Bazı kişilerde belirtiler zamanla hafifleyebilir ama tam iyileşme için destek gerekir.

TSSB ile panik bozukluk arasındaki fark nedir?

Panik bozukluk aniden başlayan yoğun kaygı nöbetleriyle seyreder. TSSB ise travmaya bağlı uzun süreli bir tablodur.

Çocuklarda TSSB nasıl anlaşılır?

Travmayı oyunlarında tekrar etmeleri, uyku bozuklukları, alt ıslatma, aşırı korkular ve içe kapanma gibi belirtilerle anlaşılabilir.

TSSB kalıcı mıdır?

Kalıcı değildir. Erken tanı ve uygun tedaviyle belirtiler büyük oranda düzelir.

Psikolojik Desteğin Önemi

Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşayan bireyler çoğu zaman yalnız hissetmekte, yaşadıkları belirtileri anlamlandıramamakta ve başkaları tarafından anlaşılmadıklarını düşünmektedir. Oysa ki TSSB, doğru müdahale edildiğinde büyük oranda iyileşme sağlanan bir bozukluktur. Profesyonel destek almak, travmanın yarattığı duygusal yükün hafiflemesini sağlar, kişinin gündelik yaşamına yeniden uyum göstermesine yardımcı olur. Psikoterapi ve uzman desteği, bireyin travmayı sağlıklı bir biçimde işlemesini, yeniden güven duygusunu kazanmasını ve hayatını kontrol altına almasını mümkün kılar.

Eğer siz de travmatik bir deneyim sonrası yoğun kaygı, kabuslar, sosyal ilişkilerde zorlanma, sürekli tetikte olma gibi belirtiler yaşıyorsanız, bu süreçte yalnız olmadığınızı bilmelisiniz. Travmanın etkilerini kendi başınıza atlatmak zorunda değilsiniz. Profesyonel bir psikologdan destek almak iyileşme sürecinizde çok büyük fark yaratacaktır. Türkiye’nin farklı şehirlerindeki uzman psikologlara kolayca ulaşmak için turkiyepsikologlari.com adresini ziyaret edebilir, bulunduğunuz şehirde alanında uzman bir psikologla iletişime geçebilirsiniz.


Kaynakça

  1. American Psychiatric Association. DSM-5.
  2. WHO – Post-Traumatic Stress Disorder Factsheet.
  3. NIMH – PTSD Research and Information.
  4. Van der Kolk, B. (2014). The Body Keeps the Score.
  5. Türkiye Psikiyatri Derneği – TSSB Rehberi.